Bu yazımda Milano’da gezilecek yerleri sizin için derledim. Milano’nun nerede yer aldığını ve nasıl gidileceğini merak edenler ayrıca hazırladığım Milano Ulaşım Rehberi‘ne göz atabilirler. Şehir hakkında daha kapsamlı bilgiler, kültürel ipuçları, konaklama ve yeme içme önerileri için Milano Gezi Rehberimi okuyabilirsiniz. Şimdi gelin; Milano seyahatinizi planlarken size yol gösterecek rehberimin detaylarına birlikte göz atalım.
Milano'da Ne Yapılır? Milano Gezilecek Yerler
Sforza Kalesi (Castello Sforzesco) ve Sempione Parkı
Milano’nun en etkileyici yapılarından biri olan Sforza Kalesi 15. yüzyılda Milano Dükü Francesco Sforza tarafından inşa edilmiş. İçinde sanat galerileri, müzeler ve Michelangelo’nun yarım kalmış ünlü eseri Pietà Rondanini gibi değerli eserler yer alıyor.
Sforza Kalesi’nin (Castello Sforzesco) avluları ve bahçelerine giriş ücretsiz; ancak içindeki müzeleri gezmek için bilet almak gerekiyor. Yetişkin bilet 5€, indirimli biletler 3€.
Kalenin hemen arkasında uzanan Sempione Parkı (Parco Sempione) ise şehrin en büyük yeşil alanlarından biri. 19. yüzyılda düzenlenen bu park, göletleri, yürüyüş yolları ve geniş çimenlikleriyle hem yerel halkın hem de turistlerin nefes aldığı bir buluşma noktası. Parkın sonunda yer alan Arco della Pace (Barış Kemeri) ise Milano’nun tarihi atmosferini tamamlayan anıtsal bir yapı olarak dikkat çekiyor. Park oldukça geniş; çimenlik alanları, göletleri ve yürüyüş yolları ile keyifli vakit geçirmenize olanak tanıyor.
Tarihi dokusuyla öne çıkan Sforza Kalesi ve doğayla iç içe huzurlu Sempione Parkı, Milano’da tarih ve doğayı bir arada deneyimlemek isteyenler için ideal bir durak.
Fontana di Piazza Castello
Sforza Kalesi’nin önünde yer alan Fontana di Piazza Castello, 1930’larda inşa edilen ve halk arasında “Düğün Pastası” lakabıyla anılan görkemli bir çeşme. Çok katmanlı havuzları ve farklı seviyelerdeki su akışlarıyla gösteriler sunuyor. Burada oturup dondurma yiyebilir yine kaleyi arkaya alarak fotoğraf çektirebilirsiniz. Akşam saatlerinde ise ışıklandırmasıyla daha hoş bir atmosfer ortaya çıkıyor.
Milano Gezilecek Yerler - Brera
Brera; dar sokakları, tarihi yapıları, bohem atmosferi ile şehrin ruhunu en iyi yansıtan mahallelerden biri. Brera da yer alan Pinacoteca di Brera (Brera Sanat Galerisi) ise İtalya’nın en önemli sanat kurumları arasında yer alıyor. Raffaello, Caravaggio ve Mantegna gibi ustaların eserlerini barındıran bu galeri, sanatseverler için mutlaka görülmesi gereken bir nokta.
Galeri Salı’dan Pazar’a 08.30–19.15 saatleri arasında açık. Giriş ücreti yetişkinler için 20€, indirimli biletler 4€, 18 yaş altı çocuklar için ise ücretsiz.
Brera aynı zamanda gastronomi açısından da oldukça iddialı. Geleneksel trattorialardan modern restoranlara kadar pek çok seçenek bulabileceğiniz bu mahalle, Milano’nun lezzetlerini keşfetmek için de ideal bir adres.
Akşam saatlerinde Brera sokakları daha da hareketleniyor; sanatla iç içe bir günün ardından burada keyifli bir akşam yemeği yiyebilirsiniz
Piazza del Duomo- Duomo di Milano (Milano Katedrali)
Milano gezilecek yerler denince tabi ki akla Milano’nun en ünlü meydanı olan Piazza del Duomo geliyor. Piazza del Duomo şehrin tarihi ve kültürel merkezini oluşturuyor. Meydanın tam ortasında yükselen görkemli Duomo di Milano (Milano Katedrali) ise Gotik mimarinin en etkileyici örneklerinden biri. İnşası yaklaşık altı yüzyıl süren bu katedral, binlerce heykel ve süslemeyle şehrin tarihini ve sanatını gözler önüne seriyor.
Katedrale giriş için biletler yetişkinler için ortalama 18€, teraslara çıkış ise merdivenle 21€, asansörle 26€ civarında. Kombine biletler sayesinde katedral, müze, arkeolojik alan ve terasları bir arada gezmek mümkün olabiliyor. Çocuklar için indirimli bilet seçenekleri bulunuyor, 6 yaş altı ise ücretsiz.
Duomo di Milano’nun teraslarına çıkan asansör, ziyaretçileri yalnızca belirli bir seviyeye kadar çıkarıyor. Yani asansörle en üst noktaya ulaşmak mümkün değil; son kısımlarda birkaç basamak merdiven çıkmak gerekiyor. Bu durum özellikle çocuklu aileler için yine de büyük kolaylık sağlıyor çünkü merdivenle çıkışta yaklaşık 250 basamak var. Asansörle bu yükün büyük kısmı ortadan kalkıyor, sadece kısa bir merdiven bölümü kalıyor. Biz dört yaşındaki oğlumuzla çıktığımızda hiç zorlanmadık.
İç mekânda bebek arabasıyla dolaşmak mümkün olsa da teraslara çıkarken arabayı bırakmak gerekiyor. Hafta sonları ve tatil dönemlerinde uzun kuyruklar oluşabildiği için biz biletlerimizi önceden online olarak aldık ve sıra beklemeden kolayca giriş yaptık.
Duomo di Milano’nun taş işçiliği ve manzarası büyüleyici. Terasına mutlaka çıkın, Milano’yu en güzel açıdan göreceksiniz.
link: Duomo di Milano
Galleria Vittorio Emanuele II
Gezimize Duomo’nun yakınında yer alan Galleria Vittorio Emanuele II yi gezerek devam ettik. 19. yüzyılda inşa edilen bu tarihi alışveriş galerisi, hem mimarisi hem de atmosferiyle Milano’nun “şık oturma odası” olarak biliniyor. Cam kubbeleri ve demir işçiliğiyle süslü tavanı, içeriye doğal ışık dolmasını sağlıyor. Mermer zeminlerdeki mozaikler ve sekizgen merkezdeki görkemli tasarım, ziyaretçilere adeta bir sanat eseri içinde dolaşıyormuş hissi veriyor. Galerinin en bilinen detaylarından biri ise Torino’nun boğa figürü; geleneksel olarak bu figürün üzerine basmak şans getirdiğine inanılıyor.
Galleria Vittorio Emanuele II, sadece görkemli mimarisiyle değil, sunduğu alışveriş ve gastronomi deneyimiyle de Milano’nun en özel duraklarından biri. Burada Prada, Louis Vuitton ve Gucci gibi dünyaca ünlü markaların mağazaları yer alıyor. Lüks vitrinlerin arasında dolaşırken, aynı zamanda son derece şık kafelerde kahve içebilir ya da zarif restoranlarda İtalyan mutfağının lezzetlerini deneyebilirsiniz.
Piazza Filippo Meda
Galleria Vittorio’dan kısa bir yürüyüş sonrası Piazza Meda’ya varıyorsunuz. Piazza Meda, hem mimarisi hem de kültürel atmosferiyle dikkat çeken bir meydan. Meydanın en ikonik unsuru ise ünlü heykeltıraş Arnaldo Pomodoro’nun bronzdan yapılmış “Grande Disco” (Büyük Disk) heykeli. Ayrıca meydan, şehrin moda bölgesi Quadrilatero della Moda’ya oldukça yakın olduğu için alışverişle kültürü birleştiren bir durak niteliğinde.
Pomodoro’nun ünlü heykeli ve çevresindeki tarihi dokusu sayesinde Milano gezinizde uğramanız gereken yerlerden biri.
Quadrilatero della Moda
Quadrilatero della Moda, şehrin merkezinde, lüks mağazaları, zarif vitrinleri ve tarihi sokaklarıyla Milano’nun stil ve şıklık ruhunu en iyi şekilde yansıtıyor.
Via Montenapoleone, Via della Spiga, Via Sant’Andrea ve Via Manzoni gibi caddelerden oluşan Quadrilatero, modanın kalbinin attığı yer olarak biliniyor. Burada Prada, Gucci, Versace, Dolce & Gabbana gibi İtalyan moda devlerinin yanı sıra uluslararası markaların da mağazaları bulunuyor. İster alışveriş yapmak, ister sadece vitrinleri gezip atmosferi hissetmek için uğrayabilirsiniz.
Giardini Indro Montanell (Indro Montanelli Bahçeleri)
Quadrilatero della Moda’dan biraz ilerleyince Indro Montanelli Bahçeleri karşınıza çıkıyor. Burası Milano’nun merkezinde Porta Venezia bölgesinde yer alan, şehrin en eski halka açık parklarından biri. Park, 18.yüzyılda tasarlanmış olup zamanla farklı düzenlemelerle bugünkü halini almış. İçinde yürüyüş yolları, gölgeli ağaçlar ve dinlenme alanları ve Milano Doğa Tarihi Müzesi ve Planetaryum yer alıyor. Özellikle çocuklu aileler için oyun alanları ve geniş çimenlikler sayesinde keyifli bir durak diyebiliriz.
Milano Doğa Tarihi Müzesi
Indro Montanelli Bahçeleri’nin içinde yer alan Milano Doğa Tarihi Müzesi, doğa tarihi meraklıları için adeta bir hazine. Müzenin sergi alanları oldukça geniş ve farklı temalara ayrılmış durumda. Fosiller, mineraller, hayvan türleri ve bitki örnekleriyle doğanın milyonlarca yıllık hikâyesini gözler önüne seriyor. Özellikle dinozor iskeletleri çocuklar için hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sunuyor.
Müzeye metro ile ulaşım da oldukça kolay. Metro M1 (kırmızı hat) üzerindeki Porta Venezia durağında inerek Giardini Indro Montanelli parkının içinden kısa bir yürüyüşle müzeye ulaşabilirsiniz.
Ziyaret saatleri salıdan pazara 10.00 – 17.30 arasında; son giriş ise 16.30’da yapılıyor. Bilet fiyatları ise oldukça uygun. Yetişkinler için 5€ olup, 18 yaş altı için giriş ücreti alınmıyor.
Özellikle devasa dinozor iskeletleri oldukça etkileyici. Hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sunan bu müze, Milano’da ailece gezilecek yerler arasında kesinlikle listenize eklemeniz gereken duraklardan…
Milano Doğa Tarihi Müzesi’nin bahçesinde ise çocukların keyifle oynayabileceği geniş, tahta malzemelerden yapılmış bir oyun parkı da bulunuyor. Çocuklu aileler burada keyifli vakit geçirebilirler.
Milano Ulrico Hoepli Planetaryumu
Giardini Indro Montanelli parkının içinde yer alan bir diğer önemli durak ise Ulrico Hoepli Planetaryumu. 1930 yılında açılan bu planetaryum, İtalya’nın en büyük ve en eski planetaryumlarından biri olma özelliğini taşıyor.
Gökyüzünü simüle eden özel projeksiyonlarla yıldızları, gezegenleri ve galaksileri keşfetme imkânı sunan bu merkez, hem bilim meraklıları hem de aileler için güzel bir deneyim olabilir.
Planetaryumda ziyaretçiler etkinlik takvimine göre düzenlenen seanslara katılıyorlar ve bu seanslarda gökyüzü gözlemleri, astronomi konferansları ve çocuklara yönelik eğitim programları gerçekleştiriliyor. Genel olarak seanslar hafta içi sabah ve öğleden sonra düzenleniyor. Bilet satışları ise hafta içi 09.00–13.00 ve 14.00–17.00 saatleri arasında olup, tam bilet 5€, indirimli bilet ise 3€ olarak belirlenmiş.
Leonardo da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi
Leonardo da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi (Museo Nazionale della Scienza e della Tecnologia Leonardo da Vinci), Milano’nun en büyük bilim müzesi olarak hem yetişkinler hem de çocuklar için keşif dolu bir deneyim sunuyor. Eski bir manastır binasında yer alan müze, Leonardo’nun icatlarının modellerinden modern teknolojiye kadar geniş bir koleksiyona sahip.
Müze Salı–Cuma günleri 09.30–17.00, Cumartesi–Pazar günleri 09.30–18.30 arasında açık. Giriş ücreti yetişkinler için yaklaşık 13€, çocuklar (4–17 yaş) için 8€, 3 yaş altı için ise ücretsiz.
Müzenin en dikkat çekici bölümlerinden biri olan Leonardo Galerileri, Da Vinci’nin çizimlerinden esinlenerek yapılmış maketlerle çocukların hayal gücünü harekete geçiriyor. PLAYLAB Atölyeleri ise küçük ziyaretçilere deney yapma ve oyun oynama imkânı sunarak bilimi eğlenceli bir şekilde keşfetmelerini sağlıyor.
Müzenin geniş Ulaşım Koleksiyonları bölümünde gerçek trenler, uçaklar, gemiler ve hatta bir denizaltı sergilenmekte. Bu da çocuklar için heyecan verici bir keşif ortamı yaratıyor. Ayrıca Bilim Deneyleri alanında elektronik, astronomi ve metal işçiliği gibi konularda uygulamalı sergiler bulunuyor. Bu bölümler sayesinde çocuklar bilimi yalnızca izlemekle kalmıyor, aynı zamanda deneyimleyerek öğrenmiş oluyorlar.
MUBA – Milano Çocuk Müzesi
MUBA, Milano’nun merkezinde tarihi Rotonda della Besana yapısında konumlanmış özel bir çocuk müzesi. Çocukların oyun yoluyla öğrenmesini hedefleyen bu merkez, kalıcı sergiler yerine sürekli yenilenen “mostra-gioco” yani sergi-oyun konseptiyle çalışıyor. Bu sayede her ziyaret farklı bir deneyim sunuyor. İçeride çocuklar için tasarlanmış interaktif oyun alanları, yaratıcı atölyeler, renk ve hareket temalı sergiler bulunmakta.
Müze, Salı’dan Pazar’a 10.00–18.00 arasında açık. Yetişkinler ve çocuklar için 7€, 2 yaş altı ise ücretsiz.
Museo del Novecento
Museo del Novecento, Milano’nun merkezinde, Duomo Meydanı’nda yer alan ve 20. yüzyıl sanatına adanmış bir müze. 2010 yılında açılan bu kültür merkezi, modern ve çağdaş sanatın en önemli İtalyan ve uluslararası temsilcilerini bir araya getiriyor. Müze koleksiyonunda Boccioni, Fontana, De Chirico ve Morandi gibi sanatçıların eserleri bulunmakta.
Müze, Salı’dan Pazar’a 10.00–19.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Giriş ücreti yetişkinler için 5€, indirimli biletler (öğrenciler ve 65 yaş üstü) için 3€, 18 yaş altı çocuklar için ise ücretsiz. Özel sergiler için ayrı bilet gerekebiliyor.
Pinacoteca Ambrosiana
Milano’nun kalbinde yer alan Pinacoteca Ambrosiana, şehrin en değerli sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. 1618’de Kardinal Federico Borromeo tarafından kurulan müze, Rönesans ve Barok dönemine ait eserleriyle sanatseverler için eşsiz bir durak.
Burada Leonardo da Vinci’nin ünlü Codex Atlanticus çizimleri, Caravaggio’nun “Sepetli Meyve” tablosu ve Raphael’in kartonları gibi dünya çapında tanınan eserleri görmek mümkün. Aynı zamanda müze, Ambrosiana Kütüphanesi ile birlikte Milano’nun kültürel mirasını koruyan önemli bir merkez.
Müze Salı’dan Pazar’a 10.00–18.00 saatleri arasında açık. Giriş ücreti yetişkinler için yaklaşık 15€, indirimli biletler 10€, 18 yaş altı çocuklar için ise ücretsiz.
Naviglio Grande
Naviglio Grande, Milano’nun en eski ve en ünlü kanalı olarak şehrin hem tarihini hem de bugününü yansıtan özel bir bölge. Buraya, Milano şehir merkezinden metro, tramvay veya otobüsle rahatlıkla ulaşmak mümkün. En pratik yol, bizim de tercih ettiğimiz gibi, M2 yeşil metro hattıyla Porta Genova durağında inmek ve kısa bir yürüyüşle kanala ulaşmak.
Alternatif olarak tramvay 2 veya 9 numaralı hatları kullanarak doğrudan Naviglio bölgesine gidebilirsiniz. Bazı otobüs hatları da bölgeye ulaşım sağlıyor; yolculuk süresi güzergâha bağlı olarak 15–30 dakika arasında değişiyor. Dilerseniz şehir merkezinden yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle de Naviglio Grande’ye varabilirsiniz.
Naviglio Grande, tarihi evleri, küçük butikleri ve kafeleriyle şehrin en canlı noktalarından biri haline gelmiş durumda. Kanal boyunca yürüyüş yapmak, küçük galerilere uğramak ya da otantik Milano mutfağını deneyimlemek buradaki en keyifli aktivitelerden. Burada akşam saatlerinde hem hareketli atmosferi yaşayabilir hem de gün batımının güzelliğini izleyebilirsiniz.
Kanalda aynı zamanda tekne turları da düzenleniyor. Turlar genellikle öğleden sonra ve akşamüstü saatlerinde (gün batımı) yapılıyor ve yaklaşık 50 dakika sürüyor. Kişi başı ücret ise seçilen tur paketine göre ortalama 20–36€ arasında değişiyor. 4 yaş altı çocuklar için ise ücretsiz.
Parco Biblioteca degli Alberi ve Bosco Verticale – İkiz Bahçeli Kuleler
Parco Biblioteca degli Alberi, yani BAM, Milano’nun modern yüzüyle doğayı buluşturan bir alan. Küçükler için eğlenceli bir ortam sunuyor; çocuklar için labirent şeklindeki bahçesinde koşturmak da çok keyifli:)
Parkın hemen yanında Milano’nun simgesi haline gelen Bosco Verticale yükseliyor. Stefano Boeri Architetti tarafından tasarlanan bu ikiz kuleler, yüzlerce ağaç ve binlerce bitkiyle kaplı cepheleri sayesinde “dikey orman” olarak anılıyor. 2014’te tamamlanan Bosco Verticale, mimarlık dünyasında sürdürülebilir tasarımın ikonik örneklerinden biri kabul ediliyor. Binalar konut olduğu için içine giremiyorsunuz.
Bosco Verticale’yi ziyaret etmek için en iyi zaman ilkbahar ve sonbahar. Bu dönemlerde bitkilerin renk geçişlerini görmek, kulelerin doğayla bütünleşen yüzünü en güzel haliyle deneyimlemenizi sağlıyor. Fotoğraf tutkunları için Piazza Gae Aulenti’den kulelerin tam cephe görünümü oldukça etkileyici. Ayrıca Parco Biblioteca degli Alberi’nin çember şeklindeki bahçelerinden kulelere doğru uzanan perspektif, Milano’nun modern mimarisini doğayla buluşturan eşsiz kareler yakalamanızı sağlıyor.
Corso Buenos Aires
Milano’nun en canlı caddelerinden biri olan Buenos Aires, yaklaşık 1,6 kilometre uzunluğunda olup, Avrupa’nın en uzun alışveriş caddelerinden biri olarak biliniyor. Burada 350’den fazla mağaza bulunuyor; uluslararası markalardan İtalyan butiklerine, vintage dükkânlardan spor giyim mağazalarına kadar geniş bir yelpazeye sahip. Özellikle uygun fiyatlı alışveriş seçenekleriyle Milano’nun lüks moda bölgelerine alternatif sunuyor diyebiliriz.
Caddenin atmosferi sadece alışverişten ibaret değil; kafeler, pastaneler ve restoranlar da cadde boyunca sıralanıyor. Akşam saatlerinde ise cadde daha da hareketleniyor. Ulaşım açısından da oldukça kolay bir noktada. Porta Venezia, Lima ve Loreto metro durakları cadde üzerinde yer alıyor. Bu sayede şehrin farklı bölgelerinden Corso Buenos Aires’e hızlıca ulaşmak mümkün.
Santa Maria delle Grazie
Milano’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri Santa Maria delle Grazie. Bu manastır ve kilise kompleksi, sadece mimarisiyle değil, içinde barındırdığı eşsiz eserle de dünyanın dikkatini çekiyor. Leonardo da Vinci’nin ünlü “Son Akşam Yemeği” freski burada yer alıyor. Freski görmek için önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor; çünkü eser oldukça hassas ve sınırlı sayıda ziyaretçi kabul ediliyor. Fresk ziyareti için girişler belirli saat aralıklarıyla yapılıyor ve her grup için süre sınırlı oluyor.
Santa Maria delle Grazie, Milano’nun merkezinde yer alıyor. Şehir merkezinden yürüyerek yaklaşık 15 dakikada ulaşabilirsiniz. Ayrıca Conciliazione ve Cadorna metro durakları kiliseye oldukça yakın.
Çalışma saatleri ise şöyle; pazartesi günleri kapalı, salı – pazar günleri ise 08.15 – 19.00 arası açık. Tam bilet ortalama 15€, indirimli bilet ise 2–12 yaş arası çocuklar için yaklaşık 2€ olarak belirlenmiş. Yoğun dönemlerde yer bulmak zor olabileceği için biletinizi önceden online olarak ayırtmanız öneririm.
La Scala Opera Binası
Milano denince akla gelen en önemli kültürel duraklardan biri hiç kuşkusuz La Scala Opera Binası (Teatro alla Scala). Dünyanın en ünlü opera sahnelerinden biri olan La Scala, Verdi ve Puccini gibi büyük bestecilerin eserlerinin ilk kez sahnelendiği yer olarak müzik tarihine damgasını vurmuş durumda.
La Scala, Milano’nun merkezinde, Duomo Katedrali’ne sadece birkaç dakika yürüme mesafesinde yer alıyor. Şehir merkezinden yürüyerek kolayca ulaşabilirsiniz. Ayrıca metro ile gelmek isteyenler için en yakın durak Duomo ve Cordusio istasyonları.
La Scala’nın gişesi Pazartesi – Cumartesi günleri 12.00 – 18.00 saatleri arasında açık oluyor. Biletler resmi web sitesi üzerinden veya gişeden satın alınabiliyor. Yoğun dönemlerde önceden rezervasyon yapmak gerebilir. Bünyesinde yer alan La Scala Müzesi ise genellikle her gün 09.00 – 17.30 arasında ziyaret edilebiliyor. İç mekânındaki ihtişamlı dekorasyon, kırmızı kadife koltuklar ve altın işlemeler gerçekten büyüleyici. İster bir gösteri izleyin ister müzesini gezin, La Scala Milano’ya seyahatinizde zaman ayırmanız gereken bir adres.
link: La Scala Milano
Milano’da gezilecek yerlerin bir çoğunu birlikte keşfettik. Eğer seyahatinizi İtalya’nın diğer şehirleriyle zenginleştirmek isterseniz, Floransa Gezi Rehberime göz atarak sanat ve tarih dolu bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Doğa ve huzur arayanlar için ise Como Gölü Gezi Rehberi tam size göre.
Ayrıca Avrupa’nın en romantik şehirlerinden biri için hazırladığım Venedik Gezilecek Yerler Rehberi ve kültürle dolu bir deneyim sunan Gent Gezi Rehberi de blogda sizi bekliyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…


